
Kısmetce Dünyası
Bazı semboller yalnızca görülmez; hissedilir. Yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde ve farklı zamanlarda insanlığa eşlik eden kadim işaretler; korunmanın, bolluğun, sevginin, dönüşümün ve içsel gücün sessiz anlatıcıları olmuştur. Kimi bir taşın üzerine işlenmiş, kimi bir yolculuğa eşlik etmiş, kimi ise nesiller boyunca taşınan görünmeyen bir anlamın izini bırakmıştır.
Kısmetce’nin hikâyesi, işte bu kadim sembollerin görünmeyen diliyle başlar.
Geçmişten bugüne ulaşan sembolleri yalnızca ait oldukları zamanın izleri olarak değil, bugün de insanın kendi hikâyesinde yeni anlamlar bulabileceği zamansız işaretler olarak görüyoruz. Her sembolün ardında başka bir düşünce, başka bir niyet ve keşfedilmeyi bekleyen başka bir hikâye olduğuna inanıyoruz.
Bu kadim dil, Kısmetce’de çağdaş tasarımın rafine dünyasıyla buluşur. Porselenin dingin beyazlığı, kristal camın ışığı, doğal mermerin milyonlarca yıl boyunca şekillenen eşsiz damarları, gümüş işçiliğinin asaleti ve Altın dokunuşların sıcak ışıltısı; taşıdıkları sembollerle birlikte her parçanın kendine özgü karakterini oluşturur.
Çünkü Kısmetce için bir obje yalnızca görünen formundan ibaret değildir. Seçilen sembol, dokunulan malzeme ve ona yüklenen niyet arasında görünmeyen bir bağ vardır. Bir tasarım bazen korunmayı, bazen bereketi, bazen sevgiyi, bazen de insanın kendi içindeki gücü hatırlatan sessiz bir işarete dönüşür.
Kadim olanı bugünün yaşamına taşırken sembollerin gizemini açıklamak kadar, onlara yeniden anlam kazandıracak alanı bırakmayı da önemsiyoruz. Çünkü aynı sembol, onu seçen her insan için başka bir hikâyenin başlangıcı olabilir.
Kısmetce’de her parça bu düşünceyle tasarlanır: geçmişten gelen bir anlamı bugünün estetiğiyle buluşturmak ve onu, zaman içinde sizin hikâyenizin bir parçasına dönüşebilecek bir objeye dönüştürmek.
Çünkü bazı semboller tesadüfen karşımıza çıkmaz.
Belki de biz, anlamlarını hatırlamaya hazır olduğumuzda onları fark ederiz.